Bâb-ı Âli Baskını (23 Ocak 1913)

Bâb-ı Âli Baskını,23 Ocak 1913’te Enver Bey önderliğinde bir grup İttihat ve Terakki fedaisi, Bâb-ı Âli‘de bulunan Bakanlar Kurulu’nu toplantı halindeyken bastı. Tarihte Bâb-ı Âli Baskını adıyla anılan bu askeri darbede Harbiye Nazırı Nazım Paşa çıkan arbedede öldürüldü, başbakan Kâmil Paşa silah tehdidi altında istifa ettirildi. Genelkurmay Başkanı Erkân-ı Harbiye Reisi, Mahmut Şevket Paşa sadrazam ilân edildi. Darbe sonrasında iktidar İttihat ve Terakki’nin eline geçmiştir.

Bâb-ı Âli Baskınının kamuoyuna sunulan gerekçesi, Bulgar kuşatması altında bulunan Edirne’nin kurtarılması idi. Buna rağmen 30 Mayıs’ta imzalanan Londra Antlaşması ile Edirne Bulgaristan‘a bırakıldı. Ancak Balkan devletleri kendi içinde anlaşamadılar ve bunu fırsat bilen yönetim Edirne‘yi geri aldı ve yeni sınır Meriç nehri olarak belirlendi.

11 Haziran’da Sadrazam Mahmut Şevket Paşa makam arabasının içinde uğradığı bir suikast sonunda hayatını kaybetti. Bu olay üzerine alınan baskı tedbirleriyle ülke yönetimi oldukça baskıcı bir sürece girdi. Mahmut Şevket Paşa cinayetiyle ilgili 15 kişi idam edildi, çok sayıda yazar ve aydın Sinop Kalesine sürgün edildi. Sait Halim Paşa‘nın sadrazamlığı altında, ülke Mehmed Talat PaşaEnver Paşa ve Cemal Paşa‘lardan oluşan üçlü tarafından yönetildi. Osmanlı Devleti Almanya‘nın yanında I. Dünya Savaşı‘na katıldı. İttihat ve Terakki yönetimi bu dönemde birçok cephede kaybedilen toprakların geri alınması için çalışmış ancak yaptıkları ile daha çok toprak kaybına sebebiyet vermişlerdir.

1911 yılının son aylarında İttihat ve Terakki muhalifi Hürriyet ve İtilaf Fırkası kurulmuş, İstanbul’da gerçekleşen ara seçimleri ise kazanmıştır. İttihat ve Terakki bunun üzerine bir sonraki seçimleri hileyle daha erken bir tarihe aldırmış ve seçimleri kazanmıştır. Bunun üzerine Hürriyet ve İtilaf Fırkası yanlısı Halâskâr Zâbitân dağa çıkmış ve eylemleriyle Mehmed Said Paşa Hükûmeti’nin düşmesine sebep olmuştur. Ardından Ahmed Muhtar Paşa’nın sadrazamlığında yeni bir hükûmet kurulmuş fakat dört ay sonra Halâskâr Zâbitân’ın baskıları sonucu Ahmed Muhtar Paşa istifa etmiş ve bu hükûmet de dağılmıştır.

29 Ekim 1912’de V. Mehmed tarafından hükûmet kurma görevi verilen Kâmil Paşa, Balkan Savaşları’nda yaşanan başarısızlıklar sonucu Bulgaristan ile masaya oturmuş ve sorunu siyasî yollarla çözmeye çalışmıştır. Bulgarların Edirne’nin teslim edilmesinin istemesini bir fırsat olarak kullanan İttihat ve Terakki, Kâmil Paşa’nın eski başkent Edirne’yi vereceği propagandasıyla halkı kışkırtmış ve Bâb-ı Âli Baskını’nı gerçekleştirmiştir. Baskına Enver Bey, Talat Bey, Yakub Cemil, Mustafa Necip, Filibeli Hilmi, Sapancalı Hakkı ve Mithat Şükrü Bey aktif olarak katılmış, çok sayıda İttihatçı da Bâb-ı Âli’nin çevresine yerleştirilmiştir.

Bâb-ı Âli Baskını Nedenleri

Baskının Birinci Balkan Savaşı’nın yaşandığı dönemde Osmanlı Hükûmeti’nin başında bulunan Kâmil Paşa’nın savaştaki başarısızlık ve uluslararası baskılar sonucunda tarihî başkent Edirne’yi Bulgarlara bırakacağı endişesiyle yapıldığı konusunda bir görüş birliği vardır. Kâmil Paşa ve kabinesi baskının yapıldığı günlerde Balkan devletleri ile ateşkes yapmış ve sorunu siyasî yollarla çözmeye çalışmaktaydı. Bulgarlar, Osmanlı Ordusu’nun Edirne’yi boşaltmasını ve kentin teslim edilmesini istemiş, İttihat ve Terakki bunu fırsat bilerek Kâmil Paşa Hükûmeti’nin Edirne’yi teslim edeceği propagandası ile halkı galeyana getirmiş ve darbe yapmıştır.