Büyük İskender

Perslere göre Hindistan’ın “FATİH’i, Babillilere göre “Dünyanın Sonuna Ulaşmış Bir Komutan” , Makedonlara göre “Tanrı Soyundan Gelmiş Bir Kral” olan Büyük İskender MÖ.356’da Yunanistan’da doğdu. Doğumu da şahsiyeti gibi efsanevi oldu.

Zira doğduğunda Artemis Tapınağı gökten yağan taşlar ile yıkılıyor ve oraya buraya koşuşmakta olan çaresiz rahipler buna Makedon Kralının oğlu İskender’in doğumunun lanetinin neden olduğuna inanıyorlardı.

Doğumunun lanetine inanılan İskender ise tam aksine çocuk masumiyetin eseri olan güzellikler içinde büyümüş ve babasının önem verdiği liderlik çerçevesinde ünlü düşünür Aristo’nun eğitimine verilmişti. İlyeda Destanı ile düşünce yapısı şekilleniyor ve Doğu hayallerini süslüyordu.

Babasının aldığı at, yanına kimseyi yaklaştırmasa da İskender, atın gölgesinden korktuğunu anlamış ve içten içe kendiyle övünüp atın Doğu hayalinde yoldaşı olabileceğini düşünüyordu. Ve babası II. Filip’in ölümü ile hayallerine giden yol artık onundu. Babasının yarım kalan hayallerini hayalleriyle birleştirecek ve yol haritasını öyle çizecekti.

İskender’in hayallerine giden yolda ilk adımı dar ağaçları kurdurmak oldu. Babasını zehirleyenler başta olmak üzere tüm rakiplerini darağacında sallandırdı ve 35.000 kişilik ordusu ile Anadolu’ya ilerledi. Ege’yi dümdüz etti ve Çanakkale’yi son durağı bildi. Oradan Gordion’a yöneldi.

Kimsenin çözemediği düğümü kılıcıyla çözdü. Sonra Sinop’ta fıçı içinde yaşayan yaşayan Romen Diyojen’i ziyaret etti. Ona ne istediğini sordu. O ise İskender’e asla unutamayacağı bir yanıt verdi: “Gölge etme başka ihsan istemem.”

Babasının ve kendinin en büyük rakibi olan Pers İmparatorluğu’nu üç adam boyundaki mızraklarla adeta yok etti. Bu savaş öyle heybetliydi ki savaşın yapıldığı yere’İskenderiye” adı verildi. Ancak Pers lideri Darius kaçmıştı.

İskender, zaferini lideri öldürerek taçlandırmak için peşine düşer ve Mısır’a gider. Mısır’a kendinden önce namı ulaşan İskender, din adamları tarafından saygıyla karşılanır. Ve yine din adamları tarafından “Tanrı’nın Oğlu” ünvanı verildi.
Görkemli zaferlere imza atan İskender, Mezapotamya fethinde yaralandı ve Babil’in Asma Bahçeleri’nde istirahata çekildi.

Bugün bile dünyanın 7 harikası içinde yer alan Asma Bahçeleri’nin restorasyonçalışmaları sırasında sırtında taş taşımaktan geri durmadı. Tarihe o denli saygılıydı.

Firari Pers Kralı Darius’u NÖ. 331 tarihinde bulmayı başardı. Ancak önünde devasa bir ordu vardı ve bu ordu tam bir milyon kişilik bir orduydu.

İskender için tarihe adını altın harflerle yazacak bir başka zafer daha ayağına gelmişti. Bir milyonluk orduyu o güne dek kullanılmamış bir yöntem ile, petrol ile oracıkta tarihin tozlu sayfalarına gömmüştü. Bu zaferle hayalleri gerçek olmuş ve Doğu’nun kapıları ona açılmıştı. Artık Pers krallığının tahtında Darius değil İskender oturuyordu.

İskender’in büyük Doğu zaferi ile Doğu ve Batı kültürleri karma bir hal alarak Helenizm’i ortaya çıkarttı. Artık Doğu’da ele geçirilecek tek bir yer kalmıştı o da Hindistan… Ve artık o tek yerin de alınma vakti gelmişti.

İskender, ordularıyla Hindistan’ı feth etti. Halk kendinden önce namını duydukları adamdan deli gibi korkarken o merhametiyle din adamlarından tam not ve “Büyük” ünvanını aldı.
Kısa sürede namı dünyayı saran Iskender, Arabistan’a yol aldığı sırada bir sivrisineğin ısırması sonucu sıtma hastalığına yakalanarak Babil’in Asma Bahceleri’ne götürüldü. O restorasyonu için sırtında taş taşıdığı yer son nefesini verdiği yer oldu. MÖ. 323 tarihinde sayısız zaferi ile dünyadan göçtü.