Cumhuriyet Dönemi Yapılan İnkılâplar

Cumhuriyet Dönemi Yapılan İnkılâplar

Cumhuriyet Dönemi Yapılan İnkılâplar

İnkılâp (değişim) halk hareketiyle mevcut düzenin yıkılması ve yeni bir düzenin kurulmasıdır. İnkılâp hareketleri sonucunda çağın ihtiyaçlarına cevap vermeyen kurumlar yıkılıp, yerine çağdaş ve ileri kurumlar kurulur.

Mustafa Kemal Atatürk Dönemi Yapılan İnkılâplar

1. Siyasi Alanda Yapılan İnkılâplar

Siyasi Alanda Yapılan İnkılâplar

Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1928)

Saltanatın kaldırılması veya padişahlığın kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1922’de kabul ettiği 308 numaralı “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair” adlı kararnamesi ile gerçekleşmiştir.

Cumhuriyetin İlan Edilmesi (29 Ekim 1923)

Cumhuriyet, 1921 Anayasası’nda yapılan 29 Ekim 1923 değişikliğiyle kabul edildi. Mustafa Kemal Paşa, 22 Eylül 1923’te Wiener Neue Freie Presse muhabirine verdiği demeçte “Cumhuriyet” kelimesini ilk defa kamuoyu önünde açıkça dile getirdi. Bu demecinde, 1921 Anayasası’nın ilk iki maddesini hatırlatan Mustafa Kemal Paşa, “bu iki maddeyi bir kelimede hulâsa etmek kabildir: Cumhuriyet” diyerek cumhuriyetin resmen ilan edilme sürecini başlattı. Mustafa Kemal Paşa’nın bu açıklamalarının ardından cumhuriyet konusu ulusal basında da yoğun tartışmalara neden oldu. 28 Ekim akşamı Mustafa Kemal Paşa yakın çalışma arkadaşlarını Çankaya’da bir akşam yemeğine davet ederek onlara şu açıklamayı yaptı: “Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz!”

Nihayet Anayasa’nın birinci maddesine “Türkiye devletinin şekl-i hükûmeti cumhuriyettir” maddesinin eklenmesi kararlaştırıldı. Mustafa Kemal Paşa Cumhurbaşkanlığına seçilmesinin ardından İsmet Paşa’yı başvekilliğe atadı. Böylece Cumhuriyetin ilk hükümeti olan İsmet İnönü hükümeti, 30 Ekim’de meclisten güvenoyu alarak görevine başladı. Mustafa Kemal Paşa’dan boşalan Meclis başkanlığı koltuğuna ise Fethi Bey (Okyar) seçildi.

Ankara’nın Başkent Yapılması (13 Ekim 1923)

İngilizler, 16 Mart 1920 tarihinde Milli Mücadele’ye zarar vermek için İstanbul’u işgal etmiş, Meclis-i Mebusan’ı feshetmişti. Mustafa Kemal Atatürk, vakit kaybetmeden kararını verdi. Meclis, Ankara’da toplanacaktı. 23 Nisan 1920’de Meclis toplandı. Ankara, artık hem milli iradenin hem de mücadelenin merkeziydi. 13 Ekim 1923 tarihinde Dışişleri Bakanı İsmet İnönü’nün verdiği kanun teklifinin TBMM’de görüşülmesinin sonucunda başkent oldu. Dışişleri bakanı İsmet Paşa, 9 Ekim 1923 tarihli tek maddelik bir kanun tasarısını Meclis’e teklif etti. Altında daha on dört kadar zatın imzası bulunan bu kanun teklifi, 13 Ekim 1923 tarihinde uzun görüşme ve tartışmalardan sonra çok büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Kabul edilen kanun maddesi şudur: “Türkiye Devleti’nin başkenti Ankara şehridir.”

Ankara’nın başkent olarak seçilmesinin nedenleri arasında stratejik ve jeopolitik konumu önemli yer alıyor. Kurtuluş Savaşı sırasında ülkenin güvenlik adı altında sıkıntıda olduğu için idarenin daha kolay sağlanabilmesi, ülkenin ortasında yer alması, etrafının dağlar ile çevrilmiş olması ve Batı Cephesi’ne yakın olması.

Laikliğin İlan Edilmesi (5 Şubat 1937)

Saltanatın kaldırılması, hilafetin kaldırılması, Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılarak Şeriye ve Evkaf Vekâleti’nin kaldırılarak yalnızca din işleriyle uğraşacak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kurulması, tarikat ve zaviyelerin kapatılması aşamalarından geçen laikliğin tam anlamıyla yasal tabana oturtulması için, 1924 Anayasası’nda yeralan “Türkiye devletinin dini İslâm’dır” deyimini tartışmaya koyulan TBMM, 10 Nisan 1928’de Anayasa’nın ikinci maddesini değiştirip, 16. ve 38. maddeler gereğince milletvekilleri ile cumhurbaşkanının ant içerken söylemek zorunda oldukları “vallahi” sözcüğünü maddelerden çıkardı. Ayrıca, 26. maddededi “ahkâmı şeriyenin tenfizi” (şeriat hükümlerinin yürütülmesi) sözcükleri de Anayasa’dan çıkarıldı. Mustafa Kemal, din adamlarıyla yaptığı görüşmelerden sonra, 3 Şubat 1928’de hutbelerin Türkçe okunmasının kabul edilmesini, dualar ve ezanın Türkçeye çevrilmesi alışmaları izledi. 5 Şubat 1937’de Anayasa’nın ikinci maddesinde laiklik ilkesine yer verilmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin laik bir devlet olduğunun yazılmasıyla, laiklik devrimi tamamlanmış oldu.

Çok Partili Yönetime Geçiş (21 Temmuz 1946)

Demokrasinin bir gereği olarak çok partili hayata geçişin öncülüğünü yapan Atatürk, Halk Fırkası’nı kurmuş; onun açtığı yolda Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Cumhuriyet Fırkası kurulmuştur. Ancak bu son iki partinin çeşitli sorunlar nedeniyle kısa sürede kapatılmış olması nedeniyle, Atatürk’ün yaşadığı dönemde çok partili hayata geçiş sağlanamamıştır.

2. Eğitim Alanında Yapılan İnkılâplar

Eğitim Alanında Yapılan İnkılâplar

Eğitim Alanında Yapılan inkılâpların Amacı

– Laik ve çağdaş eğitimi sağlamak.
– Bilimsel eğitimi sağlamak.
– Eğitimde birliği sağlamak.
– Kız ve erkek çocuklar arasında eğitim eşitliği sağlamak.
– Eğitimi kolaylaştırmak ve yaygınlaştırmak.
– Her alanda teknik eleman yetiştirmek.
– Eğitimi millileştirmek.

Mustafa Kemal Atatürk; “Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri öğretim sınırları ne olursa olsun, en evvel ve esaslı olarak Türkiye’nin istiklaline, kendi benliğine ve milli geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu öğretilmelidir” diyerek eğitim prensibini belirtmiştir.

Tevhid-i Tedrisat Kanununun Kabulü ve Medreselerin Kapatılması (3 Mart 1924)

Öğretim birleştirilerek bütün eğitim kurumları MEB’e bağlandı. Medreseler kapatılarak laik eğitim anlayışı etkili hale getirildi. Azınlık okullarında ve yabancı okullarda dini ve siyasî amaçlı eğitim verilmesi önlendi.

Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun (2 Mart 1926)

İlk, orta, lise ve yüksekokulların belli esaslara göre düzenlenmesi amaçlanmıştır.

Yeni Türk Harflerinin Kabulü (1 Kasım 1928)

Yeni Türk Harflerinin Kabulü

Batılılaşma alanında atılan önemli bir adımdır. Okuma- yazma kalaylaştı. Basılan kitap sayısı arttı. Avrupa ile bilgi ve kültür aktarımı kolaylaştı.

Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15 Nisan 1931)

Ümmetçi tarih anlayışı yerine, laik ve milli bir tarih anlayışı getirilmiştir.

Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12 Temmuz 1932)

Türkçe’yi yabancı kelimelerden kurtarmak. Türkçe’nin zenginliğini ortaya koyarak, Türk dilinin dünya üzerindeki saygınlığını artırmak.

3. Hukuk Alanında Yapılan İnkılâplar

Hukuk Alanında Yapılan İnkılâplar

Hukuk Alanında Yapılan inkılâpların Amacı

– Laik hukuk anlayışını uygulamak.
– Modern yaşama cevap verebilecek bir hukuk sistemi oluşturmak.
– Kadın- erkek eşitliğini sağlamak.
– Akılcılığı ve bilimselliği ön plana çıkarmak.
– Hukuk birliğini sağlamak.

Medeni Kanunun Kabulü (17 Şubat 1926)

Medeni Kanunun Kabulünün Nedenleri

1. Cevdet Paşa tarafından hazırlanan Mecelle adlı kanun kitabının ihtiyaçları karşılayamaz olması ve laik olmayışı.
2. Kadın – erkek eşitliğine dayanmaması.

Medeni Kanunun Kabulünün Sonuçları

1. Resmi nikah zorunlu hele getirildi, böylece devlet kontrolü altına alındı.
2. Kadın-erkek arasında ekonomik ve sosyal eşitlik sağlandı.
3. Tek kadınla evlilik getirildi.
4. Mirasta eşitlik sağlandı.
5. Boşanma konusunda kadınlara haklar tanındı.
6. Patrikhane ve konsoloslukların yargı yetkileri ellerinden alındı.
7. Hukuk birliği sağlandı.

Saltanatın kaldırılması (1 Kasım 1928)

Halifeliğin kaldırılması (3 Mart 1924)

Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)

Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması (3 Mart 1924)

Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması (30 Kasım 1925)

Anayasadan devletin dini İslam’dır ibaresinin çıkarılması (10 Nisan 1928)

Kadınlara seçme ve seçilme hakkının verilmesi (1930-1934)

Atatürk ilkelerinin anayasaya girmesi (1937)

4. Toplumsal Alanda Yapılan İnkılâplar

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılâplar

Toplumsal Alanda Yapılan İnkılâpların Amacı

– Türk toplumunu batılı toplumlarla aynı amaçlar doğrultusunda yönlendirmek.
– Toplumsal alanda laikleşmeyi sağlamak.
– Soy ve mesleklerden doğan ayrıcalıkları ortadan kaldırmak.
– Resmi kayıtların daha düzenli tutulmasını sağlamak.
– Ekonomik alanda da batılılaşmayı sağlamak.

Tekke, Zaviye ve Türbelerin Kapatılması (30 Kasım 1925)

Kılık kıyafetin düzenlenmesi (25 Kasım 1925)

– Bu kanunla fes yerine şapka giyilmesi kabul edildi.
– 1934’de dini kıyafetlerin giyilmesi ile ilgili kanun kabul edildi.
– Kadınların kıyafetleri ile ilgili herhangi bir kanun çıkarılmadı.

Soyadı Kanunun Kabulü (21 Haziran 1934)

– Nüfus işleri, tapu, alım-satım ve miras işlerinde kolaylık sağlandı.
– Aynı yıl çıkarılan bir başka yasayla ağa, paşa, bey, hacı, hoca vs. gibi unvanlar kaldırıldı.
– Mustafa Kemal’e Atatürk soyadı verildi. (24 Kasım 1934)

Takvim, Saat ve Ölçülerde Değişiklik Yapılması 

– Miladi Takvimin kabulü, Uluslararası rakamların kullanılması ve Uluslararası ölçü birimlerinin kabulü gerçekleşti.

– Hafta sonu tatili cuma gününden pazar gününe alındı.

5. Ekonomi Alanında Yapılan İnkılâplar

Ekonomi Alanında Yapılan İnkılâplar

Ekonomi Alanında Yapılan İnkılâpların Amacı

– Devletin ekonomik bağımsızlığını sağlamak.
– Sanayii geliştirmek, modern araçları ve tesisleri ülkeye kazandırmak.
– Ekonomide millileşmeyi sağlayarak, yabancı sermayeye bağımlılığı ortadan kaldırmak.
– İktisadi kurumları ve girişimleri devletleştirmek.
– Özel teşebbüsü desteklemek.

İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)

4 Şubat 1923 tarihinde Lozan görüşmelerinin kesintiye uğradığı dönemde, İzmir’de yeni Türk devletinin ekonomik durumunu görüşmek üzere toplandı. 1135 kişinin katıldığı bu kongre Misak-i İktisadi (Ekonomik Yemin) kabul edildi.

İzmir İktisat Kongresinde Alınan Önemli Kararlar

1. Yerli malı kullanılması sağlanmalıdır.
2. Teknik eğitim geliştirilmelidir.
3. Hammaddesi yurt içinde olan sanayi kolları geliştirilmelidir.
4. Küçük imalattan büyük işletmelere geçilmelidir.
5. Bir devlet bankası kurulmalıdır.
6. Özel teşebbüsün geçekleştiremediği yatırımlar devlet aliyle yapılmalıdır.

Tarım Alanındaki Düzenlemeler

1. Aşar vergisi kaldırılması (17 Şubat 1925)

Osmanlı vergi sisteminin yüzyıllar boyu temelini oluşturan aşarın, Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde kaldırılması söz konusu olmuş ancak devlet gelirlerinin %25’ine yakın bölümünü oluşturan bu vergiyi kaldırmayı hiçbir Osmanlı Hükümeti başaramamıştır. Aşarın köylü üzerindeki baskısı ve tarım kesiminde yarattığı sorunlarla birlikte aşar, yeni Türk devletine tüm aksaklıklarıyla birlikte devrolmuştur. Cumhuriyet dönemi ekonomik ve mali politikalara temel teşkil eden İzmir İktisat Kongresi’nde oy birliği ile aşar vergisi kaldırılması kararı alınmıştır. Böylece köylünün bütçedeki vergi yükü, yüzde 40’tan yüzde 10’a düşürüldü.

2. Tarım Kredi Kooperatifleri ve birliklerin kurulması

1972 yılında çıkarılan 1581 sayılı “Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu” ile; Bölge Birlikleri ve Merkez Birliğinin kurulmasına imkan tanınarak Tarım Kredi Kooperatiflerinin dikey teşkilatlanmasına zemin hazırlandı. Tarım Kredi Kooperatifleri, TC Ziraat Bankası bünyesinde faaliyet gösterirken 17 Mayıs 1977 yılında Merkez Birliği’nin kurulmasıyla tamamen bağımsız bir çiftçi kuruluşu olmuş, TC Ziraat Bankası’nın idari yükümlülükleri sona ererken, finansman bankası olarak bugünde görevine devam ediyor.

3. Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü’nün kurulması (30 Ekim 1933)

4. Devlet Üretme Çiftliklerinin kurulması (11 Haziran 1937)

Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü, “Yalova Benim Kentimdir” diyerek kente sevgisini ifade eden Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1929 yılında bölge ve ülke tarımının gelişmesi, yetiştiricilikte modern tekniklerin kullanımı ve çiftçilerin bu tekniklerle tanışması amacıyla satın alınan “Milet Çiftliği” arazisinde kurulmuştur. Atatürk tarafından 11 Haziran 1937 tarihinde Türk Milletine bağışlanan çiftlik 1938 yılında 3308 sayılı yasa ile “Devlet Ziraat İşletmeleri Kurumu”na devredilmiştir. 1950 yılında 5433 sayılı yasa ile “Devlet Üretme Çiftlikleri Genel Müdürlüğü” ve 1952 yılında “Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü” bünyesine alınmıştır. Enstitü Ziraat İşleri Genel Müdürlüğü’ne bağlı olarak Millet Çiftliği arazisinde 9 Mart 1961 tarihinde “Yalova Bahçe Kültürleri Bölge Araştırma Enstitüsü” adı ile kurulmuş ve kuruluşundan bugüne kadar faaliyetine devam etmiştir. Enstitü 2011 yılında 639 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na doğrudan bağlı 11 Merkez Araştırma Enstitüsü içinde “Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü” ismi ile çalışmalarına devam etmektedir.

Ticaret Alanındaki Düzenlemeler

1. İş Bankası’nın kurulması

Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan İş Bankası, Atatürk’ün direktifleriyle İzmir Birinci İktisat Kongresi’nde alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu. İş Bankası ilk Genel Müdürü Celal Bayar’ın liderliğinde iki şube ve 37 personel ile hizmete başladı.

2. Merkez Bankası’nın kurulması

Leon Morf’un katkılarıyla Merkez Bankası yasa tasarısı hazırlanmıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisince 11 Haziran 1930 tarihinde kabul edilerek, 1715 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu adı ile 30 Haziran 1930 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Sanayi Alanındaki Düzenlemeler

1. Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun Kabulü (28 Mayıs 1927)

2. Gümrük vergileri arttırıldı

3. Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı uygulamaya konuldu (1933)

4. Sümerbank (1933) ve Etibank (1935) kuruldu

5. Maden Teknik Arama Enstitüsü kuruldu (1935)

Ulaşım Alanındaki Düzenlemeler

1. Demir yolu yapımına önem verildi. 10 yıl içinde 3500 km demir yolu yapıldı.
2. Kara yolları onarılmış ve yeni yollar yapılmıştır.
3. Kabotaj Kanunu kabul edildi. (1 Temmuz 1926) (Türk sularında taşıma haklarının Türklere ait olduğunu ilan eden yasa)

6. Sağlık Alanlarında Yapılan İnkılâplar

Sağlık Alanlarında Yapılan İnkılâplar

– 1920 yılında Sağlık Bakanlığı kuruldu.
– 1924 yılında Ankara, İstanbul, Sivas, Trabzon, Erzurum ve Diyarbakır’da Numune Hastaneleri açıldı.
– 1930 yılında Umum Hıfzıssıhha Kanunu ile Kolera, Veba, Tifo, Çiçek, Menenjit, Kızamık, Sıtma, Verem ve Trahom gibi bulaşıcı hastalıklara karşı mücadele başlatıldı.
– Kızılay, Himaye-i Etfal (Çocuk Esirgeme Kurumu), Yeşilay ve Verem Savaş Dispanserleri kuruldu.

7. Ulaşım Alanında Yapılan İnkılâplar

Ulaşım Alanında Yapılan İnkılâplar

Osmanlının demiryollarının tamamı yabancıya ait, zararı ise Osmanlıya aitti. Cumhuriyet bir yandan bu demiryollarını satın aldı (millileştirdi), bir yandan da mevcut demiryolları kadar demiryolu inşa etti. Bakınız Adana Mersin Demiryolu’nun Millileştirilmesi Karayollarına yavaş yavaş önem verilmeye başladı. Ayrıca Kabotaj Kanunu ile birlikte yabancı gemilerin yerini Türk sularında Türk gemileri aldı. Denizbank (1938), Devlet Deniz Yolları Umum (Genel) Müdürlüğü (1939) ve Denizcilik Bankası (1952) adı ile anılan kuruluşlar deniz ulaştırmasının gelişmesinde büyük rol oynamıştır. “İstikbal Göklerdedir!” parolasıyla o günün koşullarında havacılığa da büyük yatırımlar yapılıştır. Türk Hava Kurumu 16 Şubat 1925’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emirleriyle “Türk Tayyare Cemiyeti” adıyla kuruldu.
Türk Hava Kurumu 1926’da ilk olarak “Tayyare Makinist Mektebi‘ni” ardından da Kayseri’de TOMTAŞ uçak ve Motor Fabrikasını hizmete açtı. Uçak üretimi konusunda TOMTAŞ’tan sonra THK atölyesi fabrika haline getirildi. İngiliz Magister eğitim uçaklarının seri montajına başlanmıştır. Etimesgut’ta kurulan uçak fabrikası 1940’ta tam üretime geçti.
1944’te Atatürk Orman Çiftliği’nde ilk uçak motor fabrikası kuruldu.
3 Mayıs 1935’te Türkkuşu kuruldu. Havacılık coşkusu ile gençler, akın akın Turkkuşu’na koşmaya başladı. Kurum, bugüne kadar aralarında Atatürk’ün manevi kızı ve dünyanın ilk kadın savaş pilotu olan Sabiha Gökçen’in de bulunduğu, birçok değerli insanı yetiştirmiştir.

8. Kültür ve Sanat Alanında Yapılan İnkılâplar

Kültür ve Sanat Alanında Yapılan İnkılâplar

Türkiye’de yüksek bir medeniyet düzeyine ulaşılmasını hedefleyen Atatürk, sanata verdiği önemle modern Türk sanatlarının öncüsü ve mimar oldu. Atatürk, 1927 yılında açmış olduğu resim ve heykel müzesi ve 1933 yıllında açmış olduğu inkılap sergisi ile birlikte resim ve heykel sanatına vermiş olduğu önemi ortaya koymuştur. Atatürk, Osmanlı döneminden kalma Sanayiinefise’yi Güzel Sanatlar Akademisi haline getirdi. Burada yetişen birçok sanatçıyı, kendilerini geliştirmeleri için Avrupa’nın sanat merkezlerine gönderdi. Resim, heykel, mimarlık ve müzikal alanda çok sayıda öğrenci Almanya, Avusturya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerine gönderildi. Atatürk’ün yurtdışına gönderdiği sanatçılar; Cemal Reşit Rey (Türkiye Cumhuriyeti’nde klasik batı müziğinin kurucuları arasında yer almıştır. Onuncu Yıl Marşı’nın da bestecisidir.) Cemal Erkin, Ahmet Adnan Saygun gibi müzisyenler ile İbrahim Çallı, Namık İsmail gibi ressamlar bunlardan bazılarıdır. Cumhuriyet’in ikinci yılında Ankara’da müzik öğretmeni yetiştirilmesi amacıyla Musiki Muallim Mektebi açıldı. Atatürk’ün direktifiyle konservatuvar hazırlıklarına başlandı. Türkiye’deki müzik kurumlarının durumlar hakkında ünlü müzisyenlere raporlar hazırlatıldı. Bu raporlar doğrultusunda yapılan hazırlıklardan sonra konservatuvar, Musiki Muallim Mektebi içerisinde 1 Kasım 1936’da eğitime başladı. İlk Türk operasının hazırlanması için ünlü müzisyen Adnan Saygun’u görevlendiren Atatürk, Cemal Reşit Rey’e de ilk konservatuvarı kurdurdu.