Dedemiz Geri Geldi Sandık Bilal Amca

Hz. Muhammed’in (sav) vefatı ile tüm gönülleri kara dumanlar kaplamış, hasret rüzgarları esiyordu. Kimse Allah Rasulünden sonra oluşmuş olan boşluğu doldurmuyor, dolduramıyordu. Onu gören gönüller onsuzluğun imtihanında zorlanıyordu. Bu gönüllerden birisi de işkencelere rağmen iman eden, “Allahu Ekber” demeyi dilinden düşürmeyen ve yıllarca o kutsal topraklarda müezzinlik yapmış olan Bilal idi.
Hz. Muhammed’in (sav.) vefatından sonra Ezan okumayı bırakan, gönül sürgünü son bulmayan Bilal, halifeden izin alarak uzak diyarlara gitmişti belki acısı dinmese bile katlanılabilir hale gelir diye. Fakat bir gece rüyasında Allah Rasulü:
“Bunca ayrılık neden Ey Bilal? Neden ziyaretimize gelmiyorsun?” der. Bu şerefli rüya üzerine yola çıkan Bilal, soluğu Hz. Peygamberin kabrinde alır. Gözyaşları sel olur, gönlü gözyaşı selinde bir kayık.. Kendinden geçer Bilal. Ta ki..
Başını kaldırdığında Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’i görür başucunda. Bilal’e bu iki Reyhan teselli gibi gelmişti. Sarıldı, öptü, dedelerine benzeyen o mis kokularını içine çekti. Birçok hatıra canlanmıştı zihninde.. Vee o sitem dolu, asla kıramayacağı deyiş geldi Allah Rasulünün emanetlerinden: “Bilal Amca, ezan okumanı özledik..” …
Bilal bu deyişe karşılık ertesi günlerden birinde başladı gözyaşları ile ezan okumaya. Tüm hanelerin ışıkları yandı birer birer. Herkes akın etmişti mescide “Rasulullah geri mi geldi?” diye ve “Dedemiz geldi sandık Bilal Amca!” diyen iki Reyhan koştu Bilal’in kucağına.. Gözyaşları sel olmuştu, anılar canlanmıştı o an…