Git Babanın Minberinde Konuş

Hz. Muhammed’in (sav.) vefatının üzerinden çok geçmemiş ve sevgili torunları Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’in özlemleri hala sürüyordu. Bir gün minik Hüseyin mescidden geçerken Hz. Ömer’in minberde yani sevgili dedesinin yerinde oturmuş konuşma yapmakta olduğunu gördü. Minicik yüreği yangın yeri olmuş şekilde Hz. Ömer’in yanına giderek o minik eliyle elbisesinden yakalayıp:
“Babamın minberini terk et! Git babanın minberinde konuş.” dedi. Hz. Ömer, en sevgilinin kıymetlisini tebessümle karşılayarak konuşmasını yarıda kesti ve minik Hüseyin’i kucakladı. Bir baba edasıyla Hz. Peygamberin emanetini öptü, saçını okşadı. Ve ona: “Evet doğru söylüyorsun Ey Allah Rasulünün Reyhanı. Bu sevgili dedenin minberidir. Yüce Allah, onun minberine çıkma şerefini ihsan eyledi bana. Minberden inmemi istiyorsun ama benim babamın minberi yok ki..dedi. Minik Hüseyin, karşısında kendi ile küçülen, nazik, çocuk edasıyla konuşan Hz. Ömer’i dinlemeye koyuldu. Hz. Ömer, minik Hüseyin’i minberin basamağına oturtmuş, minik Hüseyin ise Hz. Ömer’in konuşmasının bitmesini bekliyordu. Nihayet Hz. Ömer’in konuşması bitince minik Hüaeyin’i kucaklayıp eve götürmek üzere yola koyuldu ve giderken minik Hüseyin’e sordu: “Bu sözleri bana söylemeni kim dedi?” , minik Hüaeyin “Vallahi içimden geldi de söyledim ” dedi ve bu cevap Hz. Ömer’e yetmişti.
Tüm sahabe Allah Rasulü’nün vefatından sonra bir nevi teselli arar gibi emanetleri Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin’e yönelmiş, üzerlerine titrer olmuşlardı. Öyle ki ganimet dağıtımı başta olmak üzere bu iki minik kıymetli emanet, her şeyde evvela hakkı başta teslim edilenler idi.