Helva Sohbetleri

Istanbul’da yaygınlık kazanmadan önce Anadolu’nun hemen her yerinde uyulan bir adet olan helva yapma geleneğini Istanbul’a göç ettirilen Anadolu halkının tanıttığı tahmin edilmektedir.

Önceleri daha çok bir esnaf adeti olan “Helva Sohbetleri ” özellikle Lale Devri’nden sonra en önemli kış toplantısı ve eğlencesi haline geldi.

İstanbul’da eğlencenin doruğa cıktığı Lale Devri’ndeki yaz eğlencelerinin yerine kışın helva sohbetleri düzenlenmeye başladı.

Helva sohbetleri varlıklı ailelerin depdebe ve gösteriş araçlarından biriydi.
Büyük konaklarda düzenlenen helva sohbetlerinin hazırlıkları günler öncesinden başlar, sohbete katılanların yaşadıkları geceyi her yerde anlatmaları, uzun süre unutmamaları sağlanmaya çalışılırdı.

Bu sohbetlerde türlü oyunlar oynanır, saz takımları mülatefeciler, şairler davet edilir; helva sohbetleri ve bu konuda gösterilen iltimas günlerde yarışırdı.
…kibar konaklar ve saraylarda yapılan helva sohbetleri dışında elçiler için de helva sohbeti düzenlenirdi.

Elçilerin saray ihtişamından etkilenmeleri icin bu sohbetlerin eğlence takımları daha kalabalık tutulur, sohbetin yapılacağı odalar özenle süslenir, ziyafet ve eğlencenin sonunda çavuşlar ve elçilere kürkler giydirilirdi.

Helva sohbetleri genelde kara kışın en soğuk kırk günü olan erbain ve onu takip eden hamsin günlerinden sonra yapılırdı. Hali vakti yerinde olan İstanbul’lular bu soğuk günleri sağ salim atlattıkları için kurban keserler, sadaka dağıtırlar ve sonraki günlerde helva sohbeti düzenlerlerdi.

Saraylarda yapılan veya devlet görevlilerinin düzenlediği helva sohbetleri çok resmi bir havada geçer, en eğlenceli ve samimi sohbetler orta halli evlerde düzenlenen helva sohbetleri olurdu.

Bu sohbetlerde önce yemek yenip karınlar doyurulur daha sonra helva yapımına geçilirdi.
Helva sohbetlerine adını veren KETEN helvasının yapımı bu eğlencenin merkezini oluştururdu. Odanın ortasına, çevresine on kişinin oturabileceği kadar büyük bir bakır sini yerleştirilir, siniye yaklaşık yirmi santim kalınlığında ağdalanmış halka şeker ve ortasına elenmiş un koyulurdu. Bu iş için çağrılmış ustalar deyişler okuyarak helvanın yapımına başlarlardı.

Ağdalanmış şeker, elden ele geçirilerek inceltilirken misafirler türkü ve şarkılar söyler, birbirlerine bilmeceler sorarak helvanın yapımını izlerlerdi.
Helva kıvama gelip tel tel olunca misafirlere dağıtılır, eğlencelere devam edilirdi. Helva sohbetlerinde irmik helvası karıldığı da olurdu.

Bir diğer helva çeşidi olan un helvası ise hazmının zor olmasından dolayı pek rağbet görmez ve bu helva “Gazi Helvası” adıyla anılırdım.

Bunun nedeni bu helvayı yiyipte ölmeyenin gazi sayılması kinayesi ile ilgiliydi.
Helva sohbetleri günümüzdeki altın gününe benzer şekilde kadınlar arasında da düzenlenirdi. Bu eğlencelerde hindi dolması, börek, gözleme, revani, kadayıf, baklava gibi türlü yemekler hazırlanır, yeneğin üzerine şerbet ve boza içilirdi.
Helva sohbetlerinin olmazsa olmazı ise o dönem çok meşhur olan Tokaoğlu kayısı tatlılarıydı.

Helva sohbetlerinin bir diğer önemli kısmını ise bu gecelerde oynanan oyunlar oluştururdu. Bu oyunlar arasında: lsb değirmen, tuğra, atasözü gibi oyunlar sayılabilir. Bunlardan en yaygın şekilde oynananı yüzük oyunu idi. Özellikle saray ve devlet erkanının katıldığı helva sohbetlerinde Köygöçtü Oyunu da oynanırdı.
Günümüzde unutulan yüzük oyununu bir tepsi, on fincan ve yüzükle oynanır. Misafirler ikiye ayrılırdı. Bir takım tepsiyi bir takım ise fincanları seçerdi. Tepsiyi seçen taraf fincanlardan birinin altına yüzüğü sakladıktan sonra oyun başlardı. Oyun başladığında yüzüğü saklayan takımdan biri “Fincanım dizi dizi, üzmeyin kendinizi. Yüzüğü bulamazsanız güldürürsünüz bizi..” tekerlemesini söyler ve karşı takımın yüzüğü bulmasını beklerdi.

Yüzük ilk birkaç denemede bulunamazsa tekerlemeler ile oyun devam ederdi. Oyunun en heyecanlı kısmı “işkil” adı verilen iki bardak kalıp ipucu arandığı kısımdı.

İskil tekerlenesi ise şöyleydi:
“İşkille düsün, taşın
Biraz enseni kaşın
Yüzüğünü bulamazsan
Yardım etsin yoldaşın.”
Oyun sırasında 120 puan toplayan takım KARABASMA hakkına sahip olurdu. Bu hakka göre fincanın altı mumla isletilir ve kaybedenin yüzü ya da eli bununla işaretlenirdi.
İstanbul gecelerinin en önemlilerinden olan Helva Sohbetleri, esnaflar teşkilatı kapatılıp toplantıları yasaklanınca yavaş yavaş Helva Sohbetleri seyreldi ve yok oldu.