Hz. Muhammed

Hz. Muhammed, 571 yılında Mekke’de doğdu. Mekke’nin ve Arabistan’ın en nüfuslu kabilesi olan Kureyş’in, Benihaşim (Haşimoğulları) boyundandır. Babası Abdullah annesi Amine Hatundur. Ahlakı ve güvenirliğinden dolayı kendisine Muhammed-ül Emin (Güvenilir Kişi) denilirdi. Küçük yaşta annesini ve babasını kaybettiği için önce dedesi Abdul-Muttalib’in sonrada amcası Ebu-Talibin yanında yetişmiştir. Gençliğinde çobanlık yapmış, ticaretle uğraşmış ve 25 yaşına geldiğinde ticari işlerini yürüttüğü Hz. Hatice ile evlenmiştir.

Hz. Muhammed Mekkelilerin yaşam biçimlerini beğenmemiş yapılan haksızlıklara, içki içmeye, putlara tapmaya karşı çıkmıştır. Sık sık Mekke yakınlarındaki Hira mağarasına gitmiştir. 40 yaşına geldiğinde Hira mağarasında vahiy meleği olan Cebrail meleği tarafından kendine ilk vahiy indirilmiştir. Bu vahiy “oku yaradan Rabbinin adıyla oku”dur. Kendisine inen bu vahiyle peygamber olmuştur. Hz. Muhammed Allah’ın kulu ve elçisi olduğunu ilk olarak eşi Hz. Hatice’ye söylemiş ve onu hak dinine davet etmiştir. Daha sonra amcasının oğlu Hz. Ali’yi, azadlısı Zeyd’i ve yakın arkadaşı Hz. Ebubekir’i İslamiyet’e davet etmiştir. Bu kişiler bilinen ilk Müslümanlardır.

Peygamber efendimizin hayatında Mekke ve Medine yılları büyük önem taşımaktadır. Dünyaya gelişinden Medine’ye hicret etmesine kadar geçen süreye Mekke dönemi denilmektedir. Medine yıllarında ise İslam topluluğunun oluşması için büyük bir uğraş vermiş, Veda Haccı ve Hutbesi gibi önemli olaylar da Medine yıllarında gerçekleşmiştir.

Hz. Muhammed eşitliği ve hoşgörüyü savunan İslamiyet’i gizlice yaymaya çalışınca Mekke’nin ileri gelenlerinden tepki görmüş ve İslam dinini daha çabuk yaymak için Medine’ye 622 yılında Hicret etmiştir. Müslümanların Medine’ye Hicreti ile İslam devletinin temelleri atılmış ve Müslüman’lar Mekkelilerin baskılarından kurtularak dinlerini serbestçe yaşayabilmek için sakin bir ortama kavuşmuşlardır. Hicretle birlikte İslamiyet’in yayılışı hızlanmış ve bu olay hicri takvimin de başlangıcı olarak kabul edilmiştir.

Hicretten sonra Müslümanlarla Mekkeliler arasında bazı savaşlar olmuştur. Bu savaşların en önemlileri Bedir, Uhut ve bir savunma savaşı olan Hendek savaşıdır.

Bedir Savaşı (624)

Mekkelilerin, Medinelilere ekonomik baskı yapması üzerine, Hz. Muhammed’in Suriye’den Mekke’ye dönen bir Kureyş kervanını ele geçirmek istemesi üzerine çıkmıştır. Mekkeliler yenilgiye uğradı ve bazı Mekkeliler tutsak alındılar. Müslümanların ilk büyük savaşı ve ilk zaferidir. Hz. Muhammed’in otoritesi ve güvenirliği daha da artmıştır.

Uhut Savaşı (625)

Mekkelilerin, Bedir savaşı yenilgisinin öcünü almak ve kervan yolları güvenliğini sağlamak istemesi sonucunda savaş çıkmıştır. Medine yakınlarındaki Uhud dağı eteğinde yapılan savaşta, okçuların yerlerini terk etmeleri üzerine Müslümanlar yenilgiye uğradılar. Hz. Muhammed yaralanmış, amcası Hz. Hamza şehit olmuştur. Mekkeliler kazanmalarına rağmen bu savaştan bir sonuç alamamışlar ve Müslümanları yok edememişlerdir.

Hendek Savaşı (627)

Yahudilerin, Mekkeliler ve çevre kabilelerle ittifak oluşturarak, Müslümanları yok etmek istemeleri üzerine savaş başlamıştır.

Müslümanların savunma amacıyla önüne Medine’nin önüne saldırıya açık olan yerlerine, insanların geçemeyeceği genişlikte Hendek kazıldı. Hendek savaşı ismini bu hendeklerden almıştır.

Aralarında tam bir anlaşma ve birlik bulunmayan Mekke ordusu istediğini elde edemeyeceğini anlamış ve geri çekilmiştir. Mekkelilerin saldırı gücü tükenmiş ve savunmaya çekilmişlerdir. Müslümanların son savunma savaşıdır. Müslümanların varlığını tamamen tanımışlardır.

Hudeybiye Barış Antlaşması (628)

Bu savaşlardan bir yıl sonra Müslümanlar ve Mekkeli putperestler arasında tarafların savaşmamaları için bir “Hudeybiye Barış Antlaşması” imzalanmıştır. İmzalanan bu barış antlaşmasıyla Mekkeliler Müslüman’larla barış imzalayarak onların varlığını resmen tanımışlardır.

Hz. Muhammed Vefatı

Hz. Muhammed yapmış olduğu Veda Haccı sonrasında Medine’ye dönmüş ve burada hastalanarak 632 yılında 63 yaşında vefat etmiştir. Hz. Muhammed’in vefatı sonrası müslümanlar büyük bir hüznün içerisine düşmüşlerdir. İslam âlemi Peygamber’in vefatından sonra Dört Halife Dönemine girmiştir.

Dört Halife Dönemi (632-661)

Hz. Muhammed’in vefatından sonra İslam dünyasını yönetmek için seçilen haleflerdir.

1. Hz. Ebu Bekir
2. Hz. Ömer
3. Hz. Osman
4. Hz. Ali

Birinci halife olan Hz. Ebu Bekir, Sahabe tarafından seçilmiştir. Peygamber Efendimizin ölümünden sonra çıkan yalancı peygamberlerle savaşmış ve bu savaşlarda Kuran’ı ezbere bilenlerin şehit düşmeleri nedeniyle ayetleri toplayarak Kuran’ı bir kitap haline getirmiştir.

Hz. Ebu Bekir, yaklaşık iki yıllık süren halifeliği hastalanıp vefat etmesiyle son bulmuştur. Son günlerinde ashabın görüşlerini alarak yerine Halife olarak Ömer’i tavsiye etmiştir.

İkinci halife olan Hz. Ömer, 644 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Ülke yönetimini bölümlere ayırmış, düzenli İslam ordusu kurmuş ve ilk defa adli yargıyı oluşturarak illere kadılar tayin etmiştir. Günlük yaşam dâhil ticaretin gelişmesi için hicri takvimi yürürlüğe koymuştur.

Üçüncü halife olan Hz. Osman, Hicri takvimine göre 574 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir. En fazla halifelik yaşayan kişi unvanına sahiptir.

Hz. Osman, Halife olduğu dönemde İslam’ın yayılmasını sağlamış ve İslam devletinin toprakları Mısır’a kadar genişlemiştir.

Dördüncü ve son halife olan Hz. Ali, 601 yılında Mekke’de dünyaya geldiği rivayet edilmektedir. Asıl adı Ali bin Ebu Talip olarak bilinir. Peygamber efendimizin de damadı olduğu bilinmektedir. Peygamber Efendimize ilk inanan ve iman eden ilk Müslümanlardan bir tanesidir.

Hz. Ali, ilk siyasi bölünmeyi yaşamıştır. Hz. Osman’ın katillerinin bulunmasında yavaş davrandığı iddia edilen Hz. Ali ile Hz. Ayşe arasında Cemel Olayı (Deve Vakası) patlak vermiştir. Muaviye ile yapılan Sıffin savaşından sonra ise hakem onayına başvurulmuş ve İslam âlemi Şii, Emevi, Harici olmak üzere üç gruba ayrılmıştır.

Hz Ali’nin hariciler tarafından öldürülmesiyle Dört Halife Devri son bulmuştur.