Keriman Halis Ece

Keriman Halis Ece, Türk piyanist, model ve Türkiye’nin ilk dünya güzeli. 1932 yılında Cumhuriyet gazetesinin düzenlediği Türkiye Güzellik Kraliçesi Yarışması olan ve Miss Turkey olarak bilinen organizasyonun birincisi seçilmiştir.

Keriman Halis Ece Hayatı

Keriman Halis Ece, 16 Şubat 1913 tarihinde İstanbul doğmuştur. Zamanın meşhur tüccarlarından ve Hızır adı verilen yangın söndürme aletlerinin mümessili Tevfik Halis Bey ve Ferhunde Hanım’ın altı çocuğundan biridir. Hem Çerkez Adige hem de Çerkez Ubıh kanı taşıyan Kafkas kökenli Ece, baba tarafından Ace, anne tarafından Bijnoupha sülalesine mensuptur. Koyu kahverengi göz rengine, parlak uzun siyah saçlara, beyaz bir ten ve 1.65’in üstünde bir boya sahipti. Çok iyi piyano çalmasının yanı sıra oldukça iyi yemek yapan ve dikiş diken Ece, Fransızcayı anadili gibi bilirdi. Tahsilini Feyziati (Boğaziçi) Lisesi’nde tamamladı. Okul yıllarında babası tarafından 18 yaşındayken Cumhuriyet Gazetesi’nin düzenlediği Naşide Saffet güzellik yarışmasına katıldı ve Türkiye güzeli seçildi.

Naşide Saffet (1912-1988)

Yarışmaya katılım için verilen ilanda şu cümleler yer aldı; “16 – 25 yaşlarında evlenmemiş, namuslu kızlar “hafif ve balo kıyafetiyle” yapılacak bu seçime katılabilecek. Kazanamayanların izzet-i nefislerinin rencide edilmemesi için adları açıklanmayacaktır.”

Yarışmada ki jüri üyeleri; Abdülhak Hamid, Cenap Şahabettin, Vasfi Rıza, Yunus Nadi ve Peyami Safa’dan oluşmaktaydı.

İlk evliliğini Dr. Orhan Sanus ile yapan Keriman Hanım’ın ilk oğlu Sezai Biltin Sanus, daha sonra kızı Ece Sanus dünyaya geldi.

İkinci evliğini ise ünlü tüccarlardan Hasip Tamer Bey’le yaptı ve oğlu Cenk Tamer dünyaya geldi.

Akrabalarından oldukça tanınmış isimler yer almaktadır. Amcası, ünlü operet bestecilerinden Muhlis Sabahaddin Ezgi ve halası ise ünlü kadın bestekâr Neveser Kökdeş’tir. Galatasaray Spor Kulübü’nün idarecilerinden Turgan Ece ise kardeşidir.

28 Ocak 2012’de 99 yaşındayken kalp yetmezliği nedeniyle İstanbul Bebek’te kızının evinde hayatını kaybetti. Cenaze töreninde tabutu Türk bayrağıyla örtülen Ece, 30 Ocak 2012’de İstanbul Feriköy Mezarlığı’na defnedildi.

Keriman Halis Ece Güzellik Yarışması Kariyeri

Keriman Halis Ece, 31 Temmuz 1932’de Belçika’nın Spa kentinde yapılan ve yirmi sekiz ülkenin delegelerinin katıldığı, International Pageant of Pulchritude’de birinci seçildi. Türkçe olarak Uluslararası Güzellik ve Zarafet Yarışması, o dönemin en prestijli güzellik yarışması organizasyonuydu. Dünya Güzellik Yarışmasında birinci olarak “Dünya Güzellik Kraliçesi” seçildi. Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı.

Yarışmadan sonra vatana döndüğünde Sirkeci Garı’nda kraliçeler gibi karşılandığını şöyle anlatıyor:

“En sonunda ben ve Almanya güzeli kaldık. Kırmızı bir tuvalet giymiş, yakasına da beyaz kurdele takmıştım. Jüri başkanı elindeki zarfı açtı. Heyecandan bayılabilirdim ve bütün tiyatro salonu, Yaşasın Miss Turkey! sesleriyle inledi.”

Salondakiler, “Vive la Mustafa Kemal”, “Vive la Miss Turquie” şeklinde tezahürat yaptı. Törenden sonra göz yaşlarına boğulurken babası Tevfik Halis Bey, “Toparla kendini, bunca insan seni görmeye gelmiş. Balkona çıkıp selam vermen gerekiyor” dedi. Keriman Halis Ece, göz yaşlarını silip balkona doğru yönelirken görevlilerden bir Türk bayrağı istedi. İşte o esnada bayrak krizi yaşandı. Çünkü salonda Türk bayrağı yoktu. Keriman Halis Ece, bayrak olmadan balkona çıkmayacağını söyleyince babasıyla birlikte hemen oracıkta atlas bir kumaştan Türk bayrağı yaptı. Keriman Halis Ece, böylece balkona çıkarak toplanan kalabalığa Vive la (Fransızca’da “Yaşasın” demek) şeklinde selam verdi.

Atatürk, bu yarışma sonrasında yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:

“Türk ırkının necip güzelliğinin daima mahfuz olduğunu gösteren dünya hakemlerinin bu Türk çocuğu üzerindeki hükümlerinden memnunuz. Fakat Keriman Ece, hepimiz işittiğimiz gibi söylemiştir ki, o, bütün Türk kızlarının en güzeli olduğu iddiasında değildir. Bu güzel Türk kızımız, ırkının kendi mevcudiyetinde tabii olarak tecelli ettirdiği güzelliğini dünyaya, dünya hakemlerinin tasdikiyle tanıttırmış olmakla elbette kendini memnun ve bahtiyar addetmekte haklıdır. Türk milleti, bu güzel çocuğunu şüphesiz samimiyetle tebrik eder. Cumhuriyet gazetesi bu meselede Türk ırkının diğer dünya milletleri içinde mümtaz olan asil güzelliğini göstermek teşebbüsünü takip etmiş ve bunu dünya nazarında muvaffakiyetle intaç eylemiştir. Ondan dolayı bittabi bu vesile ile de takdir ve tebriklerimize hak kazanmıştır. Arzusunu da ilave edeyim ki, Türk ırkının dünyanın en güzel ırkı olduğunu tarihi olarak bildiğim için, Türk kızlarından birinin Dünya Güzeli intihap edilmiş olmasını çok tabii buldum. Fakat Türk gençlerine bu münasebetle şunu da tahattür ettirmeyi lüzumlu görürüm: Münferit olduğumuz tabii güzelliğinizi fenni tarzda muhafaza etmesini biliniz ve bu yolda uyanık bir tekamülün mütemadi tahakkukunu ihmal etmeyiniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde, yüksek fazilette birinciliği tutmaktır.” demiştir.

Atatürk Tarafından “ECE” Soyadı Verildi

Keriman Halis’e, 1934’te çıkan Soyadı Kanunu ve yarışmadaki başarısından sonra bizzat Atatürk tarafından kraliçe anlamına gelen “Ece” soyadı resmî olarak verilmiştir.

Keriman Halis Ece, yarışmadan sonra çeşitli kampanyalarda yer aldı. Yarışmada dünya güzeli seçilmesi Japonya’yı da etkiledi. Japonya’da okullarda hem temel eğitim hem de lisans eğitimi ders kitaplarında Türk kadınının uzun bir süreç içinde erkek egemenliği ve baskısından kurtulması içerikli “Keriman Halis Olayı” diye bir konu vardı.

Keriman Halis Ece Hakkında Gazeteler Yazdı

Keriman Halis Ece hakkında Hristiyanlığın ve Avrupa’nın zafer kutlamasına kurban gittiği iddia edilmişti. Bu iddia Halid Turhan Bey tarafından yapılmıştır.

Yarışmayı yerinde izleyen Halid Turhan Bey, Keriman Halis Ece’nin International Pageant of Pulchritude’de dünya güzeli seçilmesinin siyasi ve dini nedenlerden ötürü yarışma komitesi tarafından ayarlandığını iddia etti. Halid Turhan Bey, hatıralarında Keriman Halis Ece’nin dünya güzeli seçilmesiyle ilgili olarak bir yazı kaleme aldı.

Halid Turhan Bey’in iddiasına göre; International Pageant of Pulchritude başkanı kürsüye geçerek şunları söyledi; “Sayın jüri üyeleri, bugün Avrupa’nın, Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. 600 senedir dünya üzerinde hakimiyetini sürdüren Osmanlı artık bitmiştir. Onu Avrupa Hristiyanları bitirmiştir. Elbette ABD’nin ve Rusya’nın hakkını inkar edemeyiz. Neticede bu Hristiyanlığın zaferidir. Müslüman kadınların temsilcisi, Türk güzeli Keriman, mayoyla aramızdadır. Bu kızı zaferimizin tacı kabul edeceğiz, onu kraliçe seçeceğiz. Ondan daha güzeli varmış, yokmuş bu önemli değil. Bu sene güzellik kraliçesi seçmiyoruz. Bu sene Hristiyanlığın zaferini kutluyoruz. Avrupa’nın zaferini kutluyoruz. Bir zamanlar Fransa’da oynanan dansa müdahale eden Kanuni Sultan Süleyman’ın torunu işte mayo ve sütyenle önümüzdedir. Kendini bizlere beğendirmek istemektedir. Biz de, bize uyan bu kızı beğendik, Müslümanların geleceğinin böyle olması temennisiyle, Türk güzelini dünya güzeli olarak seçiyoruz. Fakat kadehlerimizi Avrupa’nın zaferi için kaldıracağız.”

Keriman Halis Ece’nin dünya güzeli seçilmesi, Avrupa basını tarafından “Osmanlı kızının son hali” manşetleriyle günlerce gündemde tutuldu. Hatta Keriman Halis Ece’nin fotoğrafları, kartpostal olarak basılıp dağıtıldı. Avrupa basınında Keriman Halis Ece’nin dünya güzeli seçilmesine farklı yaklaşımlar da oldu. O yaklaşımlar, “Müslüman bir kadının, bir Türk kızının kendini beğendirmek için devlet imkanlarıyla yarışmaya katılması, Türk modernleşme hareketinin doruk noktası” üzerineydi.

Keriman Halis Ece’den sonra 1951’e kadar Türkiye’de güzellik yarışması düzenlenmedi. Dolayısıyla da hiçbir Türk kızı, 19 yıl boyunca uluslararası güzellik yarışmasına katılamadı.

Dönemin ünlü yazarı Peyami Safa, Keriman Halis Ece’nin dünya güzeli seçilmesini şöyle kaleme aldı; “Keriman Halis’in tüm dünyaya ispat ettiği şey, yalnız ferdi bir güzellikten ibaret değildir. O, düne kadar kafes arkasında yalnız insan yumurtlamaya yarar, acayip bir kümes hayvanı zannedilen Türk kadını ile bugünün beynelmilel hareketlerine karışan, zeki ve cevval bakışlı Türk kızının farkını meydana çıkardı. Bu olay Türkiye’nin geçirdiği inkilap hakkında yazılmış ve yazılacak kitaplardan ziyade fikir vermek kudretine haizdir.”