Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a Çıkışı

Mustafa Kemal’in Samsun’a Çıkışı
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışı, 19 Mayıs 1919 tarihinde 9. Ordu Müfettişi Mustafa Kemal’in Bandırma Vapuru ile yapılan yolculuk sonrası Samsun’a ulaşması olayıdır.
Doğu Karadeniz’de Pontusçu Rum çeteleri ile silahlanan bölge halkı arasında çatışmalar başlamıştı ve İngilizler karışıklıklar devam ettiği takdirde Mondros’un yedinci maddesini uygulamaya koyacakları bildirdiler. İstanbul Hükümeti bunun üzerine bölgeye müfettiş göndermeye karar verdi. Damat Ferit Paşa, Sadrazam olmasının ardından Mustafa Kemal’i Samsuna gönderdi.
Atatürk Samsun’a gittiğinde vazifeleri yerine getirmek amacıyla hazırladığı raporda; Samsun bölgesindeki asayişsizliğin sebebinin Rumlardan kaynaklandığını, Türklüğün yabancı mandasına ve kontrolüne tahammülü olmadığını, Yunanlıların İzmir’i işgale haklarının bulunmadığını ve en önemlisi, milletin, millî egemenlik esasını ve Türk milliyetçiliğini kabul ettiğini ve bunu gerçekleştirmeye çalışacağını belirtmiştir.
Mustafa Kemal Paşa, Samsundan Havza’ya daha sonra Amasya ve Erzurum’a gidip Kongreler yapmıştır. Gittiği illerde Türk Halkını mevzuat karşısında bilgilendirmiştir. Samsuna çıkmasıyla birlikte Milli Mücadele serüveni başlamış ve halk itilaf devletlerine karşı ”bir” olmuştur. Cumhuriyet’in kurulmasına sebep olmuştur ve böylelikle 19 Mayıs ”Cumhuriyet’in doğum günü” olarak her yıl ülkemizde kutlanmaktadır.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun Görevine Seçilme Nedenleri
1. I. Dünya Savaşı’nda gösterdiği başarılar
2. İttihat ve Terakki karşıtı düşünceleri
3. Padişah ile yaptığı görüşmeler.
4. İstanbul’dan uzaklaştırılmak istenmesi
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’da İstenilen Görevleri
– Görev bölgesindeki iç huzuru sağlamak
– Silah ve cephaneleri toplamak
– Vatandaşlara silah dağıtılmasını engellemek ve bunu yapan kuruluşları ortadan kaldırmak
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a Çıkışını Nutukta Anlatması
“1919 yılı Mayıs’ının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Genel durum ve manzara: Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durum, Dünya Savaşı’nda yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes antlaşması imzalamış, Büyük Harbin uzun yılları boyunca, millet yorgun ve fakir bir halde. Milleti ve memleketi Dünya Savaşı’na sokanlar, kendi hayatları endişesine düşerek memleketten kaçmışlar.
Saltanat ve hilafet makamında bulunan Vahdettin, soysuzlaşmış, şahsını ve yalnız tahtını emniyete alabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümet aciz, haysiyetsiz, korkak, yalnız Padişahın iradesine tabi ve onunla beraber şahıslarını koruyabilecek herhangi bir duruma razı, ordunun elinde silahları ve cephanesi alınmış ve alınmakta. İtilaf Devletleri, ateşkes antlaşmasının hükümlerine uymağa lüzum görmüyorlar. Birer vesileyle itilaf donanmaları ve askerleri İstanbul’da Adana vilayeti Fransızlar, Urfa, Maraş, Gaziantep İngilizler tarafından işgal edilmiş.
Antalya ve Konya’da İtalya askeri birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ve ajanlar faaliyette. Nihayet başlangıç kabul ettiğimiz tarihten dört gün önce 15 Mayıs 1919’da İtilaf Devletleri’nin uygun görmesiyle Yunan ordusu İzmir’e çıkartılıyor. Bundan başka, memleketin her tarafından Hristiyan azınlıklar gizli, açık milli emel ve maksatlarını gerçekleştirmeğe, devletin bir an evvel çökmesine çalışıyorlardı.”