Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti

Osmanlı Devleti, 1299 yılında Osman Gazi tarafından kuruldu. 1326 yılına kadar beyliğin başında olan Osman Gazi’den sonra yerine oğlu Orhan Gazi geçmiştir. 1453 yılından sonra yükselme dönemine girmiştir. Osmanlı Devlet yönetiminde Türk, örf ve adetlerine ve İslami kurallara göre yaşanılırdı. Yani Orta Asya Türk geleneği ile Türk İslam devletlerinin büyük oranda etkisi altındaydı. İlk olarak Oğuzların Bozok Kolu’na bağlı Kayı boyu Osman Bey tarafından Söğüt ve Domaniç çevresinde kuruldu. Kısa sürede büyüyerek dünyanın en geniş imparatorluklarından biri haline gelmiştir. 1229 yılında kurulan devlet 1922 yılına kadar yaşamıştır.

Egemenlik hakkının tanrı tarafından verildiğine inanılan ve Osmanlı soyundan gelen hükümdarlar tarafından yönetilirdi. Bu yönetim şekline Teokratik Mutlak Monarşi denilirdi. Kısaca Mutlakiyet denilen bu yönetim şekli 1876 Meşrutiyet İlanı’na kadar devam etmiştir.

Osmanlı Devletinde hükümdarlar; Bey, Gazi, Han, Hakan, Sultan, Hünkar, Padişah unvanları ile anılırdı. Hükümdarlar yetkilerini dine ve töreye dayalı olarak kullanır ve ayrıca Kanunname-i Ali Osman denilen yasalar uygun davranırlardı.

Kanunname-i Ali Osman; ilk olarak Fatih Sultan Mehmet daha sonra da Kanuni Sultan Süleyman tarafından idari, ekonomik ve cezai alanlarda örf ve adetlere göre padişahların otoriteleri ile çıkardıkları kanunların bütünüdür.

Osmanlılarda padişahların emir ve buyruklarına Ferman veya Hatt-ı Hümayun, hükümdarlığın el değiştirilmesine Veraset Sistemi, hükümdar çocuklarına Şehzade, şehzadeleri eğiten akıl hocalarına Lala denilirdi. Padişahlar Cülus Töreni ile tahta çıkar ve Cülus bahşişi dağıtırlardı. Ülke yönetiminde padişahın en önemli yardımcısı Vezir-i Azam (Sadrazam), en önemli kurumu ise Divan-ı Hümayun idi.

Osmanlı Devleti Hukuk Sistemi

Osmanlı Devleti Hukuk Sistemi

Osmanlı Devleti’nde küçük davalara Kadılar, büyük davalara Kazaskerler bakardı. Kadıların verdiği kararlardan memnun olmayanların davalarına Divanda Kazaskerler bakardı. Müslüman olmayanların davalarına kendi kurallarına göre kilise veya havralarda bakılırdı.

Osmanlı Devleti’nde Şer-i ve Örf-i olmak üzere iki tür hukuk uygulanırdı.

Şer-i Hukuk: Kaynağını İslam dininden alan hukuk kurallarıydı.

Örf-i Hukuk: Kaynağını Türk gelenek ve göreneklerinden alan hukuk kurallarıydı.

Not: Fatih Sultan Mehmet, kendinden önceki tüm kanunları bir araya getirerek “Kanunname-i Âli Osman” adında ilk Osmanlı Örf-i kanunnamesini hazırlamıştır.

Not: Kanuni Sultan Süleyman kanunlara bağlı olduğu için ”Kanunî” ünvanı verilmiştir.

Osmanlı Devleti Sosyal Hayat

Osmanlı Devleti Sosyal Hayat

Osmanlı Devletinde halk çeşitli bakımlardan çeşitli gruplara ayrılıyordu.

Siyasi Bakımdan;

Yönetenler (Askeriler): Saray halkı, ordu mensupları, ulema sınıfı ve devlet memurları bu sınıfı oluştururdu.

Yönetilenler (Halk): Yönetime katılmayan ve kendi işiyle meşgul olan ve devlete vergi veren kimselerdir.

Dini Bakımdan;

Müslümanlar: Müslüman halkın çoğu Türklerden oluşurdu. Askerlik yaparlardı. Öşür denilen vergi verirlerdi.

Gayri Müslimler: Genellikle Hristiyan ve Musevi halk bu sınıfı oluştururdu. Bunlardan haraç ve cizye vergileri alınırdı. Askerlik yapmazlardı.

Ekonomik Faaliyetler Bakımından;

Çiftçiler: Köylerde yaşarlar tarım ve hayvancılıkla uğraşırlar.

Esnaflar: Şehir ve kasabalarda otururlar ve sanat ve ticaretle uğraşırlardı. Her mesleğin bugünkü meslek odalarına benzeyen bir loncası vardı. Meslek loncaları bir araya gelerek Ahilik teşkilatını oluştururdu.

Tüccarlar: Ülke içinde ve dışında mal alıp satan kimselerdir.

Göçebeler: Genellikle hayvancılıkla uğraşır, hayvanlarına otlak bulmak için sürekli dolaşır.

Osmanlı Devleti Ekonomik Hayat

Osmanlı Devleti Ekonomik Hayat

Osmanlı Devleti’nde ekonominin temelini, tarım, hayvancılık ve ticaret oluştururdu. Toprağını üç yıl boş bırakan köylünün toprağı elinden alınırdı. Bu sayede üretimin devamlılığı sağlanırdı. Osmanlı Devleti ticaretin gelişmesi için han ve kervansaraylar yapmış ve ticaretle uğraşanlar rahat ettiği gibi yolların güvenliği de sağlanmıştır.

Osmanlı Devleti’nde el işçiliği gelişmiştir. Örneğin; Denizli’nin dokumaları, Bilecik’in kadifeleri, Diyarbakır’ın ipekli kumaşları ünlü idi. Silah ve cephaneler ise Edirne’de imal edilirdi.

Osmanlı Devleti Eğitim, Bilim ve Sanat

Osmanlı Devleti Eğitim, Bilim ve Sanat

Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretimin temelini medreseler oluştururdu. İlk medrese Orhan Bey döneminde İznik’te açılmıştır. Osmanlı Devleti’nde edebiyat Divan Edebiyatı ve Halk Edebiyatı olmak üzere ikiye ayrılırdı.

Osmanlı Devleti’nde eğitim ve öğretim başlıca üç grupta ele alınıyordu. Sübyan (Çocuk) Mektepleri, Medreseler, Enderun Mektebi.

15. yüzyılın ikinci yarısından itibaren tarih kitapları yazılmaya başlanmıştır.

19. yüzyıldan itibaren edebiyatta önemli gelişmeler olmuştur. Bu dönemde edebiyat Batı’nın etkisi altına girmiştir. Şinasi ve Tevfik Fikret, Namık Kemal, Ömer Seyfettin Batı tarzında eserler yazmışlardır.

Not: Padişahların görevlendirdiği resmi tarih yazıcılarına Vakanüvist veya Şehnameci denirdi.

Not: Hoca Saadettin Efendi padişah tarafından görevlendirilen ilk resmi tarihçidir. Coğrafya alanında en önemli eseri Pîri Reis Kitab-ı Bahriye (Denizcilik Kitabı) adlı eseriyle ortaya koydu. Aynı zamanda 16. yüzyılda çizdiği Dünya haritası, Dünya’daki ilk doğru Dünya haritası oldu. Çeşitli ülkeleri tanıtan Seydi Ali Reis’in yazdığı Mirat’ül Memalik (Ülkelerin Aynası) ve Kâtip Çelebi tarafından yazılan Cihannüma (Dünya Coğrafyası) ve Evliya Çelebi tarafından yazılan Seyahatname, Osmanlı Devleti’nde yazılmış olan önemli coğrafya kitaplarıdır.

Osmanlı Devleti’nde medreselerde tıp eğitimi de yapılıyordu. Medreselerin yanına açılan hastahanelerde (şifahane) pek çok tedavi yolları geliştirilmiştir. İlk hastahaneler Yıldırım Bayezıt zamanında Dür’ün Tıp adıyla açıldı.

Fatih Sultan Mehmet’in hocası Akşemsettin bazı hastalıkların mikroplar yoluyla meydana geldiğini bularak eserlerinde yazmıştır. Devrin ünlü doktorları arasında Amasyalı Sabuncuoğlu Şerafettin, Ahi Çelebi ve kendi hocasını ameliyat eden Altunî Zade sayılabilir.

Osmanlı Devleti Kuruluş döneminde Selçuklu ve Bizans Mimarisinin etkisi görülür. Camiler, medereseler, hanlar, hamamlar, saraylar ve türbeler en çok yapılan mimari eserlerdir. Mimar Sinan Osmanlı Devleti’nde tanınmış en önemli mimardır. 315 tane eser meydana getirmiştir. İstanbul’daki Süleymaniye ve Şehzadebaşı camileri ile Edirne’deki Selimiye camileri Mimar Sinan’ın eserlerindendir. 18. yüzyılda mimaride İran ve Avrupa’nın etkisi görülmüştür. 19. yüzyılda Avrupa’nın barok ve gotik mimari tarzları örnek alınmıştır. Dolmabahçe, Çırağan, Yıldız ve Beylerbeyi sarayları bu yüzyılda inşa edilmiştir.

Osmanlı Devleti’nde Çinicilik, oymacılık, kakmacılık, nakkaşlık, hattatlık, kitap ve ciltcilik sanatları gelişmiştir. Osmanlılar Selçuklulardan aldıkları musıkîyi zirveye ulaştırmışlardır. Musıkî klasik musiki ve halk musıkîsi olmak üzere iki koldan gelişmiştir. Birçok Osmanlı padişahı profesyonel biçimde musıkî ile uğraşmıştır. İsmail Dede Efendi, Zekai Dede, Hacı Arif Bey, Itri ve Tamburi Cemil Bey ünlü bestekarlardır. Osmanlılarda Mehterhane adı verilen askeri mızıka takımı vardı. II. Viyana kuşatması sırasında Avusturyalılar Mehter takımını esir aldılar. Avrupa ordularının bando takımı buradan doğmuştur. Mehterhane 1826’da Yeniçeri Ocağının kaldırılmasıyla kaldırılmış ve yerine Avrupaî tarzda Mızıka-i Humayun kurulmuştur. Mehter takımı 1953 yılında Harp Dairesi Askerî Müze Müdürlüğü tarafından yeniden kurulmuştur.