Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)

Saltanatın Kaldırılması 

Saltanatın Kaldırılması

Saltanatın kaldırılması veya padişahlığın kaldırılması, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1 Kasım 1922’de kabul ettiği 308 numaralı “Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, hukuku hâkimiyet ve hükümraninin mümessili hakikisi olduğuna dair” adlı kararnamesi ile gerçekleşmiştir. Saltanatın kaldırılmasıyla beraber Osmanlı İmparatorluğu resmen sona ermiştir.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması ile birlikte Türk tarihinde yeni bir dönem başlamıştı. 20 Ocak 1921’de kabul edilmiş olan anayasada, egemenliğin millete ait olduğu belirtilmişti. Ancak bu tarihlerde Kurtuluş Savaşı devam ettiğinden, saltanatın kaldırılması için şartlar uygun değildi. İtilâf Devletleri, Lozan Barış Konferansına, Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ile birlikte İstanbul Hükümeti’ni de davet ettiler. Osmanlı Hükümeti bu daveti kabul etti. Galip devletler bu davranışlarıyla, Türkler arasında ikilik çıkararak, menfaatlerini daha iyi savunacaklarını düşünüyorlardı. Osmanlı Hükümeti’nin konferansa katılma arzusu, millî mücadelenin ruhuna ve anayasaya aykırı idi. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa’nın saltanatın kaldırılmasıyla ilgili düşüncelerinin haklılığını bir defa daha ortaya koydu. Aynı zamanda saltanatın kaldırılması için haklı bir gerekçe oldu. Konu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde tartışıldı. Mustafa Kemal Paşa bir konuşma yapıp, milletin kendi gayretiyle hakimiyeti ele aldığını ve saltanatın kaldırılmasının gerekliliğini belirtti. 1 Kasım 1922’de kabul edilen bir kanunla, halifelik ve saltanat birbirinden ayrılıp, saltanat kaldırıldı. Böylece, Osmanlı Devleti hukukî olarak sona ermiş ve Türk inkılâplarının en önemlilerinden biri gerçekleştirilmiştir.

Saltanatın Kaldırılması

Halifelik aynı anda kaldırılmamıştı çünkü; halkta büyük bir tepki oluşabilirdi, ayrıca İngilizler bu kurumu kendi sömürgeleri için kullanabilirdi. Saltanatın kaldırılması ile, İstanbul’daki Osmanlı Hükümeti istifa etti. Son padişah Vahdettin, hayatından endişe ettiği için İngilizlere ait Malaya zırhlısıyla, 17 Kasım 1922’de Malta adasına gitti. Bunun üzerine 18 Kasım 1922’de hanedan soyundan Abdülmecit Efendi Büyük Millet Meclisi’nin kararı ile halife seçildi. Saltanatın Kaldırılmasıyla birlikte Osmanlı Devleti huki olarak resmen sona erdi.

Saltanatın Kaldırılmasının Sebep ve Sonuçları

Saltanatın Kaldırılmasının Sebepleri

1. 3 Nisan 1920’de açılan meclisle yeni bir devletin temelleri atılmıştı. Buna göre hakimiyet kayıtsız şartsız millete aitti;oysa saltanat tek kişinin hakimiyetine dayanıyordu.

2. 20 Ocak 1921’de kabul edilen ilk anayasada da hakimiyetin millete ait olduğu belirtilmişti.

3. Padişah ve İstanbul Hükümetinin Milli Mücadelede hiç katkıları yoktu; tam tersi aleyhine çalışmışlardı. Milli Mücadele hareketine girişenleri vatan haini ilan etmiş hatta idama mahküm etmişlerdi. Ayrıca TBMM’ye karşı çıkan ayaklanmaları desteklemiş ve Sevr’i imzalamıştı.

4. İtilaf devletleri, çift başlı yönetimden sürekli yararlanmak istiyorlardı. Daha önce Londra Konferansına hem İstanbul Hükümeti hem de TBMM çağrılmıştı. Şimdi bir kez daha Lozan Konferansında aynı sahne oynanmaktaydı. Bunun üzerine TBMM, İstanbul Hükümeti’nin Lozan’a katılmasını engellemek için 1 Kasım 1922’de Saltanatı kaldırma kararı aldı.

Saltanatın Kaldırılmasının Sonuçları

1. Saltanatın kaldırılması milli mücadele döneminde yapılan tek inkılap hareketidir. Böylece Osmanlı Devleti hukuken sona erdi.

2. Altı asırdan fazla süren Osmanlı saltanatı sona erdi.

3. Milli egemenlik ve cumhuriyet yönetiminin önünden önemli bir engel kalktı.

4. Laik devlet düzenine geçişin ilk basamağı oldu. İnkılapların önü açıldı.

5. İki başlı yönetime son verildi güç tamamen TBMM’nin eline geçti. Lozan Antlaşmasına katılmamak için önünde bir engel kalmadı.

Saltanatın Kaldırılmasının Önemi

1. Lozan’da ikilik çıkması önlendi.

2. Milli egemenlik ilkesi güçlendirildi.

3. Osmanlıların siyasi varlığı sona erdi.

4. Devlet başkanı sorunu ortaya çıktı.

5. Siyasi yetki ile dini yetkinin birbirinden ayrılması ile laiklik yönünde ilk adım atılmış oldu.

Mustafa Kemal Atatürk’ün Saltanat Hakkındaki Düşünceleri

Saltanatın Kaldırılması

Hatta Mustafa Kemal Atatürk bir konuşmasında “Hâkimiyet ve saltanat hiç kimse tarafından hiç kimseye, ilim icabıdır diye müzakereyle, münakaşa ile verilemez. Hâkimiyet, saltanat kuvvetle, kudretle ve zorla alınır. Osmanoğulları zorla Türk milletinin hâkimiyet ve saltanatına vaziülyed olmuşlardı. Bu tasallutlarını altı asırdan beri idame eylemişlerdir. Şimdi de, Türk milleti bu mütecavizlerin hadlerini ihtar ederek, hâkimiyet ve saltanatını isyan ederek kendi eline bilfiil almış bulunuyor. Bu bir emrivakidir. Mevzubahis olan, millete saltanatını, hâkimiyetini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız meselesi değildir. Mesele zaten emrivaki olmuş bir hakikati ifadeden ibarettir. Bu behemehâl olacaktır.” diyerek Kurtuluş Savaşı’nın başından beri var olan amacını ve aslında Türk halkının kendi bağımsızlığını kendi kazandığını açıklamıştır.

Atatürk “Demokrasi ilkesinin en çağdaş ve mantıkî uygulamasını sağlayan hükümet şekli, cumhuriyettir.” diyerek Türkiye Devleti için neden cumhuriyet rejiminin uygun olduğunu açıklamıştır. Ayrıca, Mehmet Emin Yurdakul ve Fuat Şükrü Bey gibi isimler Anadolu halkının yüzyıllar boyunca monarşi altında ezildiğini ileri sürerek halkın refahı için en uygun yönetim biçiminin milli egemenlik ve cumhuriyet olduğunu savunmuştur. Bu mebuslar, egemenliğin bir kişinin veya bir zümrenin elinde olmasına tamamen karşı çıkmış ve halkın kendi yöneticisini kendisinin seçebilme hakkının olmasını savunmuştur. Aynı zamanda, cumhuriyet fikri zamanın önde gelen yazarları, düşünürleri ve Türk aydınları tarafından da çokça desteklenmiştir ve bu nedenle halkta bir karşılık bulabilmiştir. Cumhuriyet rejimini destekleyen Mustafa Kemal Atatürk ve mebuslar, cumhuriyet rejimi sayesinde Türk halkını gereken refah seviyesine ve Batı medeniyetleri modernliğine ulaştırabileceklerini düşünmüşlerdir.